İçeriğe geç
Sertaç Şipka
← Bütün yazılar

Katılmadığım Talebin Hakkını Savunmak

Sivil Toplum1 dakika

Her haziran sonunda, Onur Yürüyüşü ve çevresinde dönen tartışma benzer bir yerden başlıyor, benzer bir yerde tıkanıyor. Bir taraf görünür olmak istiyor, diğer taraf görünürlüğün kendisini konuşuyor. Arada, asıl konuşulması gereken şey kayboluyor.

Çünkü bu tartışmada iki ayrı mesele sürekli birbirine karışıyor. Birincisi, bir talebin içeriği ve dile getiriliş biçimi: pankartlar, sloganlar, üslup. İkincisi, o talebin dile getirilme hakkı. Birincisi tartışılabilir; her hak hareketi bunu kendi içinde de tartışır. İkincisi tartışılamaz, çünkü tartışmaya açıldığı anda geriye hak diye bir şey kalmaz, izin kalır.

Örgütlenme ve ifade özgürlüğü ancak hoşlanmadığımız taleplerde sınandığında bir anlam taşıyor. Katıldığımız yürüyüşün hakkını savunmak kolaydır. Zor olan, katılmadığımız, sloganını beğenmediğimiz, hatta bizi rahatsız eden yürüyüşün de meydanda olma hakkını savunabilmek. Bunu yapamıyorsak savunduğumuz şey özgürlük değil, kendi rahatımızdır.

Sivil toplumda çalışan herkes er geç bu sınavla karşılaşıyor. Kendi çalışma alanınıza yakın olmayan, hatta size ters gelen bir grubun örgütlenme hakkını savunmak durumunda kalıyorsunuz. Orada verdiğiniz cevap, başka her konuda söylediklerinizin karşılığını da belirliyor. Çünkü örgütlenme özgürlüğü bölünebilen bir şey değil: bir grup için daraldığında herkes için daralıyor.

Bu konunun gündelik hayattaki karşılığı, siyasi tartışmadaki sertliğe hiç benzemiyor. İnsanlar tanıdıkları biriyle kurdukları ilişkiyi soyut tartışmalardan ayırıyor; mesele bir yüz kazandığında gerilim azalıyor, soyut kaldığında artıyor. Hak savunuculuğunun en etkili aracı da galiba bu: tartışmayı kavramlardan insana taşıyabilmek.

Ayrışma kaygısı bu tartışmada sık dile getiriliyor ve kaygının kendisi gerçek. Ama ayrışma, hakkını arayan görünür olduğu için değil, o hak tanınmadığı için derinleşiyor. Görünürlüğü kısarak elde edilen şey birlik değil, sessizlik. İkisi uzaktan benziyor, aynı şey değil.

Voltaire'e atfedilen cümle burada hâlâ geçerli: "Düşüncenize katılmıyor olabilirim, ancak düşüncelerinizi savunmanız için canım pahasına mücadele ederim." Cümlenin kolay kısmı ilk yarısı; bir konuda birine katılmadığını söylemek kimseye zor gelmiyor. Zor kısmı ikinci yarısı. Bir toplumun demokratlığı da tam orada, o ikinci yarıyı kaç kişinin ciddiye aldığında ölçülüyor.

Sertaç Şipka · 29 Haziran 2015